Nereden Bilecektim?

NEREDEN   BİLECEKTİM

Unutulmaz bir gece yaşamıştık hatırlarmısın menekşe kokulum.Dışarıda kıyamet koparcasına fırtına, yağmur vardı.

Biz ona inat fırtınanın kestiği elektrikten esinlenerek romantik bir ortam yaratarak, yaktığımız mum ışığında, yemeğimizi yiyorken  senin seslendirmeye başladığın  slov eserle dans ediyorduk.

Bu dans saatlerce sürmüş olmalı ki unutulmuyor. Nasıl unutulsun ki son dansımızmış meğerse....


Romantizmin doruklarında kulağıma fısıldadığın o güzel aşk sözlerini hatırlayıp kahrediyorum o geceye.

O gecenin son gecemiz olduğunu nereden bilebilirdim ki....

Çünkü o gece ayrılmaycağımıza dair sözlerinle beni benden aldın menekşe kokulum.

Yeşil gözlerin mavi gözlerime baktığında dünyalar benim olurdu ya hani....

Yosun gözlüm, menekşe kokulum diye seslendiğimde "Efendim mavişim" deyişin yokmuy du...

Birbirinden güzel yaptığın yemeklerin tadı halen damağımda duruyor.

Bir lezzetli yemek yapan ana mı bildim, bir de seni sevdiceğim...

Hani çikolatalı gofleti çok severdikte sana bir tane yetmez, benimkine de göz dikerdin, kıyamaz yine yarısını sana verirdim.

Başımı dizlerine koyduğumda saçımla oynaman yokmuydu?

Sımsıkı sarılıp, nefesinin olanca kuvvetiyle iç çekip koklardın ya beni.......

Ah menekşe kokulum o geceyi nasıl unutayım....

O gecenin son gecemiz olduğunu nereden bilebilirdim ki?

Bilseydim sımsıkı kollarımla sardığım, yüreğimin sıcaklığıyla ısıttığım seni bırakmazdım.

Seni memlekete yolcu ettiğim o gecenin sabahını hatırlıyor musun?

Dur ben sen hatırlamadan ben anlatayım.

Bak ben unutmadım...

Otobüs kalkmak üzereydi defalarca sarılmıştık.

Otobüse bindirdim seni....

Otobüs hareket etmeden indin yanıma geldin, son kez yine sarıldın "SENİ SEVİYORUM" dediğini unutmadım,unutamam...

Otobüs hareket ediyordu sen camdan el sallarken, ben nereden bilecektim seni son kez gördüğümü...

Son kez el salladığımı....

Sana son kez dokunup, son kez sarıldığımı nereden bilecektim...

Arkandan "Seni Özleyeceğim" diye bağırdığımı duymadan salladığın el, elveda edişinmiş....


Nereden bilecektim ki, hayatıma anlam katan yarimi son yolcu ederken ölüme gönderdiğimi...

Nereden bilecektim..... Nereden bilecektim?

 Her zaman ki gibi o günde televizyonun Ana Haberini pür dikkat izliyordum.

Akşam televizyonda haberleri izlerken bir son dakika haberi girer...

Son dakika haberinin kabusum olacağını nereden bilecektim?

Dinledidiğim o haberin yıkılışım olacağını nereden bilecektim?

Seni yolcu ettiğim otobüsten bahsediyordu...

Şaranpole yuvarlanan otobüste çok sayıda ölen ve yaralanan vardı.

Aman Allah'ım olamaz...

Dona kalmıştım...

Ellerimle seni yoksa ölümemi yolcu etmiştim.

Herşey bir an durmuştu, haberi sunan sunucunun verdiği isimler arasında ismin varmıydı?

Onu bile duyamamıştım..

O sırada cep telefonunu arıyordum,

Telefonun kapalıydı.

Çıldıracaktım...

Senden haber alamıyordum...

Kanal değiştridim başka bir haberde dinleyerek hiç değilse ne olduğunu öğrenmek istiyordum.

Yaralılar arasında ismini saymamıştı sunucu.

Ya peki ölenler arasındaysan?

İçime bir üperdi ile ölüler arasında olup olmadığını dinliyordum.

Ölülerin isimlerinin bir kısmını saydığını söylüyordu sunucu.

Saydıkları arasında ismin yoktu.

İçim içime sığmıyordu..

Ailenin haberi olmuşmuydu peki?

Onlarıda arayarak telaşa sokmak istemiyordum.

Çıldıracaktım...

Fakat öğrenmem gerekiyordu.

Göz yaşlarımı artık tutamıyordum.

Seni kaybettiğimi gece yarısı babanın telefonuyla öğreniyordum.....

Yaşama kaynağım kesilmişti.

Seni kaybedeceğimi nereden bilecektim ki?

Nereden bilecektim?

Nereden bilecektim?

Son yolculuğun olacağını bilemezdik...

Son  sarılışın,son el sallayışın, son busen vedanmış meğerse....

Seni Cami Havlusunda ki o mermerde görmek varmış...

Tabutunun üzerine konulan giymek istediğin beyaz gelinlikle yolcu ediyordum seni...

Hani sen o gelinlikle bir kuğu misali süzüle süzüle dans edecek, karşılıklı çiftelli oynayacaktık...

Yollarımız hiç ayrılmayacaktı....

Her ayrılışın bir özlemle kucaklaşması olacaktı....

Bir birimize olan sevgimizi kainat kıskanacak, bir ömür mutlu olacaktık...

Kızımız olacak adı AYBÜKE, oğlumuz olacak adını ALPEREN koyacaktık....

Beşikte sallayacak, ağlayınca sabahlayacaktık.....

İlk yürüyüşlerini görecek, anne, baba deyişlerini duyunca mutlu olacaktık....

Yaramazlıklarında tebessüm edecektik....

Okula başladıklarındaki heyecanı birlikte yaşayacaktık....

Başarılı birer öğrenci olmalarına dua edecektik...

Sen Fen ağırlıklı derslerde ben Matematik ve sosyal alanında çocuklarımızın derslerinde yardımcı olacaktık...

Çocuklarımız ve biz parka gidecek, piknik yapacak, denizde yüzmesini öğretecektik,

Birlikte maça gidecek, tezahurat yapacaktık, sen ne kadar Fenerli olsanda çocuklarımız Galatasaraylı olacaktı,

Evlatlarımızı ilk davamızla birlikte tanıştıracaktık,

Ocağın ateşinde pişmelerine vesile olacaktık,

Küçük yürekleri büyük boranlara meydan okuyacaktı,

Büyüyeceklerdi  vatana hayırlı birer evlat olacaklardı,

Askere uğulayacak, toy düğün kuracaktık,

Sonra mürvetlerini görecektik,

Ardından boy boy torunlar vereceklerdi bize....

Torunlarımıza hediyeler alacak onların mutluluğu için yaşayacaktık,

Sevdamız bitmeyecek,

Yıllar bizi daha çok bağlayacaktı bir birimize,

Her geçen zamana inat daha çok sevecektik bir birimizi,

Bak şimdi üzerine toprak atıyor kırılası ellerim,

Bak şimdi sen yoksun,

Son vedam mı şimdi bu sana?

Göz yaşlarımı içime attığımı kımse bilmiyor,

Siyah gözlüklerin ardında yaşadığım üzüntüyü gören olmuyor,

Biliyorum şimdi sen gittiğin yerden bizi izliyor,

Bu söylediklerimi işitiyorsun,

Nereden bilecektim sana ırak kalacağı mı?

Ben seni görmesemde, duymasamda yüreğimdesin menekşe kokulum,

Hissediyorum sen gittiğin yerden sesleniyorsun bana şimdi,

Menekşe kokun çevreyi sarmış,


Sen hep benimle olacaksın,

Yüreğimde kalacaksın,

Kalbime kurmuş olduğun saltanatı kimse
yıkamayacak,

Mezar taşında göz yaşım eksik olmayacak,

Sen hep benımle kalacaksın, bende seninle....

 


© 2008 Mithat Sayar Web Sayfası

kondanser evaparatör plotter kağıtları plan kopya kağıtları